5.11.2026

 

 


FAHRIYAR


Gidiş

Kaldırımlar boyunca yürümekte

Ağaçlar,

İftara çağrılmış ihtiyarlar gibi art arda,

Yazın ta sıcağında, çillesinde...

Pabuçlarını eşikte çıkarıp

Dergâha girmiş bir kalender misal,

Köklerini yalınayak bırakarak

Çekip gitmekte...

Yol nereye, demez kimse

Bahtı kararmış, yolsuz kalmış ağaçlar,

Çekip gitmekte

Başını alıp...

Parkın demir parmaklıklarından

Aşar gider atlayarak,

Yük kamyonlarına atar kendini,

Zabıtadan kaçan ameleler gibi...

Bir dilencinin torbası misali

Issız, yapayalnız kalır park...


***


taht ile taç gelip geçici,

geçicidir –

ihtişam,

gelip gider şahlar,

vezirler.

sabit durmaz hayat da –

yaşam,

kader hepsine bir son hazırlar.

hakikat darağacına asılır hatta,

yanan sarayları kaplar duman,

yalnızca sağ kalır dalkavukluk –

kalleş,

kırk yıl kıyametten çıkar sapasağlam.

 

19.09.2026


***


sen gittin,

ben seni

koparıp alamadım Tanrı’dan.

ölüm haktır, dediler,

boyun eğdim,

gönül kırıldı.

tamir etmedi, yamamadı hiç kimse.

onun kırık yerlerinden

sensizlik sızıp durur...

 

8.11.2025

 

***


Dün yanı başında yürüyen insanlar,

Bugün bir hatıraya döner usulca.

Duyulmuyor artık yorgun adımlar,

Dünün ağrıları diner yavaşça...

Artık hikâye var,

Vakıa yoktur,

Artık muhabbet yok,

Kalan yası yalnızca.

Artık eksiklikten bu gönül toktur,

Artık umudun da kırık hevesi.

Mezara değilse,

Hafızaya göçer

Her ne ki geçici,

Kalmaz yarına.

“Söner Baykara sarayının mumları”,*

Yalnız devam eder hayat masalı...

 

*Gafur Gulam’ın dizesinden mülhem.

 

9.09.2026


Türkiye Türkçesine M.Yoldaşev aktardı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder